Güç, İktidar ve Müge İplikçi’nin Yazınında Toplumsal Düzene Bakış Toplumsal düzeni ve güç ilişkilerini analiz eden biri için edebiyat, yalnızca bir estetik alan değil, aynı zamanda iktidarın dokusunu çözümleme aracıdır. Hikayenin, karakterin ve mekânın ardında yatan toplumsal kodları okumak, modern siyaset bilimi teorileriyle bağlantı kurmayı gerektirir. Müge İplikçi’nin 1980 sonrası hikayeleri, bu bağlamda sadece bireysel öyküler değil, aynı zamanda dönemin ideolojik çatışmalarının ve toplumsal dönüşümlerin aynasıdır. Peki, İplikçi’nin eserleri üzerinden güç, kurumlar ve yurttaşlık kavramlarını tartışmak mümkün müdür? 1980 Sonrası Türkiye’sinde İktidarın İzleri 1980 darbesi, Türkiye siyasal hayatında yalnızca hükümet değişikliği anlamına gelmedi; toplumsal dokuda da derin izler bıraktı. Darbe…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Mısır Unundan Ekşi Maya Yapılır Mı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Mısır unundan ekşi maya yapılıp yapılmayacağı, tek başına bir mutfak tartışması olmaktan çok, farklı toplumsal dinamikleri ve kültürel çeşitliliği anlamamıza yardımcı olabilecek bir konuya dönüşebilir. Mısır ununun ekşi maya yapımındaki potansiyelini tartışırken, aslında çok daha derin bir yerel mutfak kültürüne, beslenme alışkanlıklarına, ekonomik eşitsizliklere ve toplumsal cinsiyet rollerine de değiniyoruz. Bu yazı, mısır ununun ekşi maya ile ilişkisini, toplumun farklı kesimlerinin yaşam biçimleri üzerinden incelemeyi hedefliyor. Bildiğiniz gibi, İstanbul gibi büyük bir şehirde, her gün sokakta gördüklerim, gözlemlediklerim, bindiğim toplu taşımalarda insanların birbirleriyle olan etkileşimleri,…
Yorum BırakFarklı Kültürlerin İzinde: Resmi Gazetede İntibak Yasası ve Kültürel Perspektifler Dünyanın dört bir yanındaki toplulukları gözlemlerken, her birinin kendi ritüelleri, sembolleri, akrabalık yapıları ve ekonomik düzenleriyle benzersiz bir örüntü çizdiğini görmek büyüleyici. İnsanların kimliklerini inşa etme süreçleri, sadece bireysel tercihlerin değil, aynı zamanda toplumsal normların, tarihsel koşulların ve hukuki düzenlemelerin de etkisi altında şekillenir. Bu yazıda, Resmi Gazetede intibak yasası çıktı mı? kültürel görelilik çerçevesinde bu yasayı antropolojik bir mercekten ele alacak, farklı toplumların kimlik ve adalet algıları üzerinden bir tartışma yürütmeye çalışacağım. Ritüeller ve Semboller: Toplumsal Düzenin İncelikleri Ritüeller, toplulukların değerlerini, inançlarını ve tarihlerini kuşaktan kuşağa aktarmanın en somut…
Yorum BırakVerginin Sınıflandırılması: Psikolojik Bir Mercekten Anlamak Kendimi sadece insan davranışlarının ardındaki bilişsel, duygusal ve sosyal süreçlere meraklı biri olarak hayal ediyorum. Verginin sınıflandırılması gibi genellikle teknik ve ekonomik bir konu, zihnimde ilginç bir psikolojik araştırma sorusuna dönüşüyor: Bu kavramla karşılaştığımızda zihinlerimiz nasıl tepki veriyor? Neden aynı vergi türü bir kişi için adil görünürken bir başkası için haksızlık gibi algılanır? Bu yazıda vergiyi sadece rakamlar ve kurallar bütünü olarak görmek yerine, insanların zihinlerinde nasıl şekillendiğini anlamaya çalışacağım. Verginin Sınıflandırılması Nedir? Vergi, devletlerin kamu hizmetlerini finanse ettiği zorunlu ödemelerdir. Verginin sınıflandırılması, bu ödemelerin türlerine göre ayrılmasını ifade eder. Ancak burada bir adım…
Yorum BırakBağcılar Belediyesi ve Pedagojik Perspektifle Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Öğrenmek, yalnızca bilgi edinmek değildir; aynı zamanda dünyayı anlamak, toplumsal bağları kavramak ve kendimizi dönüştürmek için bir araçtır. Bu bakış açısıyla, bir yerleşim biriminin kuruluş tarihi bile, pedagojik bir mercekten incelendiğinde yalnızca bir tarihsel bilgi olmaktan çıkar ve öğrenme süreçlerini, toplumsal dönüşümü ve bireysel deneyimi şekillendiren bir bağlama dönüşür. Örneğin, Bağcılar Belediyesi’nin kuruluş yılı olan 1992, İstanbul’un hızla değişen kent yapısı içinde yerel yönetimlerin rolünü ve toplumsal öğrenme süreçlerini tartışmak için bir başlangıç noktası olabilir. Bu yazıda, belediyenin tarihini pedagojik bir perspektifle ele alırken, öğrenme teorileri, öğretim yöntemleri, teknolojinin eğitime etkisi ve…
Yorum Bırakİhracatçı Alıcı mıdır? Psikolojik Bir Mercek İnsan davranışlarını incelerken, çoğu zaman basit görünen sorular karmaşık bilişsel, duygusal ve sosyal süreçleri ortaya çıkarır. “İhracatçı alıcı mıdır?” sorusu da bu türden bir merakın ürünü. Başlangıçta ticari bir soru gibi görünse de, psikolojik açıdan düşündüğümüzde, bireyin karar alma süreçleri, motivasyonları ve toplumsal etkileşimleri üzerinden farklı katmanlar sunar. Bu yazıda, ihracatçı-alıcı ilişkisinin ardındaki psikolojiyi derinlemesine inceleyerek, bilişsel süreçlerden duygusal zekâya ve sosyal etkileşim boyutuna kadar geniş bir perspektif sunacağım. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Karar Alma ve Algı İhracatçının alıcı rolünü üstlenip üstlenmediğini anlamak için öncelikle bilişsel süreçlere bakmalıyız. Bilişsel psikoloji, karar alma mekanizmalarını, problem çözme…
Yorum Bırakİdil Nüfusu Ne Kadar? Tarihsel Bir Perspektif Geçmişi anlamak, bugünü yorumlamanın en derin yollarından biridir. Şehrin sokaklarında yürürken ya da eski haritalara bakarken, “İdil nüfusu ne kadar?” sorusu yalnızca bugünün demografik verilerini sormakla kalmaz; aynı zamanda yüzyıllar boyunca değişen toplumsal yapıları, göçleri ve ekonomik dönüşümleri de gündeme getirir. Tarih boyunca İdil, coğrafi konumu ve kültürel çeşitliliğiyle dikkat çekmiş, nüfusu farklı dönemlerde önemli dalgalanmalar yaşamıştır. Orta Çağdan Osmanlı Dönemine İdil İdil, tarihi boyunca Mezopotamya ve Anadolu’nun geçiş noktalarından biri olmuştur. 13. yüzyıl kayıtları, bölgenin küçük köylerden oluştuğunu ve çoğunlukla tarım ve hayvancılıkla uğraşan toplulukların yaşadığını gösterir. İbn Batuta’nın seyahatnamelerinde, İdil civarındaki…
Yorum BırakKelimelerin Zamanında Oruç: Edebiyatın Merceğinden Bir Okuma Her metin, kendi ritmi ve zamanı içinde soluk alır. Sözcükler bir ritüel gibi birikir, sayfalarda yükselir, sessizlikle buluşur ve okuyucunun iç dünyasında yankılanır. İşte bu yankı, edebiyatın dönüştürücü gücünü, yani kelimelerin bir nevi “zamanı şekillendirme” kapasitesini ortaya koyar. Oruç ne zaman başlıyor ve ne zaman bitiyor sorusu yüzeyde basit bir takvim sorusu gibi görünse de, edebiyat perspektifinden bakıldığında, bu sorunun yanıtı bir zaman bilinci, bir ritim, bir beklenti ve bir deneyim hâline gelir. Edebiyat, zamanı yalnızca anlatı kurgusunun bir çerçevesi değil, aynı zamanda karakterlerin, temaların ve sembollerin içsel dönüşümünü besleyen bir sahne olarak…
Yorum Bırakid=”dybg8v” Eskale Edilmiş Ne Demek? Hayatın Ortasında Bir Anı Kayseri’de bir akşam üstü, taze bir sonbahar havası yüzüme vururken, bir yandan kollarımı sıyırmış, bir yandan da kalbimde yoğun bir hissin içinde kayboluyordum. O an, her şeyin ne kadar hızlı değişebileceğini fark ettiğimde, kelimeler de beni takip etti. “Eskale edilmiş”… Bu kelime, ilk defa karşıma çıktığında, sanırım o kadar da derinlemesine anlamadım. Ama bir şey oldu, o anın içinde bir anlam kazandı ve dilimde, kalbimde takılı kaldı. Eskale edilmiş, bana bir şeyler anlatıyordu, ama neydi o şey? Belki de hayatımdaki bir duygunun tanımını yapıyordu. Bir Tartışmanın İçine Sürüklenmek Bir tartışma, belki…
Yorum Bırak1923’te Türkiye’de Kaç İl Vardı? Cumhuriyet’in ilanı, sadece siyasal bir değişimi değil, aynı zamanda ülkenin yönetim yapısının temelden değiştiği bir dönemi başlattı. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, bugünkü Türkiye haritasını hayal etmek biraz zor. Çünkü o dönemde il sınırları, şimdiki kadar net ve belirgin değildi. Peki, 1923’te Türkiye’de kaç il vardı? Bunu anlamak için, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki yönetimsel yapıyı biraz daha derinlemesine incelememiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk Yıllarında İl Sayısı Cumhuriyet’in ilanı sonrası, Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan birçok yönetimsel ve idari sistemin hızla yeniden şekillendirildiği bir dönem başladı. Osmanlı’da vilayet (büyük idari birim) ve sancak (vilayetin alt birimi) gibi yönetim…
Yorum Bırak