İçeriğe geç

Difüzyon ATP harcanır mı ?

Difüzyon ve ATP: Hayatın Sessiz Fırtınası

Bir Akşamüstü Düşünceleri

Kayseri’nin o soğuk akşamlarından birinde, dışarıda rüzgarın hışırtısı her şeyi kaplamışken, ben yine kendimi evimin köşesinde bir kafede buluyorum. Gözlerim pencereye dalmış, bir yandan da elimdeki günlük notlarıma dalıyorum. Şu sıralar pek çok şeyin, olması gerektiği gibi gitmediğini hissediyorum. Yaşam, bazen durup bakmanızı gerektiriyor; her şeyin ne kadar birbirine bağlı olduğunu görmek… Aynı o difüzyon gibi, yavaşça bir şeyler birbirine karışıyor ama buna ATP harcanıyor mu, diye sormak gerekiyor.

Bir anda aklıma geldi. Nasıl bir yerden diğerine, maddeler, bileşenler, her şey dengede kalıyorsa; ben de hayatımda bazen öyle hissediyorum. Etrafımdaki insanlara bakarken, bir yandan da hayatımda yaptığım seçimlere, duygusal yüklerime bakıyorum. Her şeyin bir denge içerisinde olduğu bu dünyada, gerçekten ATP harcanır mı? İçimde bir soru işareti, kaybolan umutlar, hisler var. Bunu yazmalıyım.

Difüzyon: Bir Bedenin İçindeki Sessiz Hareket

Difüzyon, aslında çok basit ama derin bir şeydir. Hücrelerde, vücudumuzda her şeyin belirli bir dengeyi koruması gerektiği gibi. Bir gün, biyoloji dersinde hocamızın anlattığı o açıklama aklıma geldi. “Difüzyon, maddelerin yüksek yoğunluktan düşük yoğunluğa doğru hareket etmesidir,” demişti. Bu çok teknik bir açıklama ama bana her zaman bir şeyleri anlatıyordu. Maddeler, doğal olarak dengenin peşinden gider. Ama bir şey vardı. Bu geçişte, bedenin ATP harcayıp harcamadığı konusunda bir şeyler eksikti. Çünkü bazı hareketler, evet, ATP harcar. Bazı şeyler bedeni yorabilir. Tıpkı hayatın içinde, duygusal olarak harcadıklarımız gibi.

Birkaç gün önce bir arkadaşım aradı, hayatının büyük bir değişim sürecinden geçtiğini söyledi. O an, onun hayatındaki difüzyon gibi, her şeyin birbirine karışması çok anlamlı geldi. Bir anda o kadar çok şeye yoğunlaşıyor, değişiyorsun ki… Ama farkında değilsin; sen farkındalığı yaratana kadar, zaman geçiyor. Sonra birden fark ediyorsun ki, o değişim bedende bir ATP harcaması gibi. Zihinsel ve duygusal olarak harcanan bir şey bu. O kadar çok yorgunluk hissediyorsun ki…

Yorgunluk, Değişim ve ATP’nin Sessiz Harcaması

Bir sabah uyanıyorum. Sadece bir gün önce birkaç soruya cevap aramıştım: “Bu kadar yorgun hissetmemin sebebi ne? Neden her şey birden bu kadar ağır?” O gün, Kayseri’nin tipik soğuk sabahında otobüse bindiğimde, gözlerim her şeyin üzerine kayıyor. Bir kadının karşısındaki insanla konuştuğunu, onun sesinin içimde yankılandığını duyuyorum. Onun karşısındaki kişi bir şeyler anlatıyor, ve kadın sadece başını sallıyor, ama her sözü bir defa da onun içinde yankı yapıyor gibi. Ne kadar ağır bir yük taşıyor, ne kadar yorgun bir ruh var o kadının içinde! Ya ben, ya da diğer herkes… İnsanlar, sadece dışarıda bir şeyler yapıyor, ama bir yerlerde duygusal ATP harcıyorlar. O kadının, başını sallarken gözlerindeki yorgunluğu görüyordum.

Difüzyon bir yönüyle de bir yerden başka bir yere gitmek gibi… İnsanlar, bazen bir yerden diğerine doğru geçerler. Ama bedensel ve duygusal olarak bir geçişte, hepimiz bir şeyler kaybederiz. Benim için de aynı. İş yerinde bir an, gerçekten her şeyin yükünü hissettim. Her şeyin, çevremdeki insanlardan gelen bir haline dönüşmesi gibi. Dışarıda insanları, kendi dünyalarında ve içinde bulundukları duygusal yoğunlukla görmek, içimde hep bir kıvılcım yakıyordu. Ama bir soru hep vardı: Bu kadar yoğunluk bir ATP harcaması mıydı? Yorgunluk ne kadar doğal bir şeydi, ama ben neden bu kadar tükenmiştim?

Sonra Bir Anlama Uyanmak

Bir gün, sıcak bir çay içmek için köşedeki kafeye gittiğimde, eski bir arkadaşım karşıma çıkıyor. Bir süre konuştuğumuzda, bana “Bazen insan, hiçbir şey yapmadan da tükenebiliyor,” dedi. O an, bir anda her şey yerine oturdu. Yani, sadece fiziksel değil, duygusal değişimler de bir ATP harcamasıydı. Zihnin, ruhun her an dengede kalmaya çalışırken yaptığı her küçük hareket, bir harcama demekti. Tıpkı difüzyon gibi, vücutta yer değiştiren her madde, her yoğunluk değişikliği, bir enerji harcaması gerektiriyordu. Ve hayatımızda yaptığımız her seçim, her duygu, aslında bir şekilde bu harcamanın bir parçasıydı.

Kayseri’nin o soğuk akşamında, pencerenin dışındaki kar tanelerinin her biri, doğanın bir difüzyonunu yansıtırken, ben kendi içimdeki yoğunlukla, yorgunlukla, umutla, hepsiyle bir tür geçişi deneyimliyordum. Hayatın her anı, evet, bir difüzyon gibi… Ama bu geçişlerde harcanan ATP, bedenen ya da duygusal olarak farklı şekillerde hissediliyor. Her gün bu değişimlere tanık oluyorum, ama artık onları biraz daha kabul ediyorum. Çünkü fark ediyorum ki, her harcama bir şeyleri de beraberinde getiriyor. Hem yorgunluğu hem de bir anlamı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişbetexper.xyz