İçeriğe geç

Samsun yaşanır mı ?

Samsun’da Yaşanır Mı? 25 Yaşındaki İzmirli Genç Bir Gözlemi

Yıllardır İzmir’de yaşayan, Ege’nin sıcak insanlarının arasında büyümüş bir insan olarak Samsun’a ilk adımımı atarken kafamda iki şey vardı: 1) Yağmur mu yağar? 2) Burada gerçekten yaşayabilir miyim? 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi fazla düşünen biri olarak, Samsun’u ve bu şehri yaşanabilir kılan detayları mizahi bir dille keşfetmeye başladım. Hazır olun, hem eğlenceli hem de düşündürücü bir yolculuğa çıkıyoruz!

Samsun: Tertemiz Bir Karadeniz Şehri Mi, Yoksa Bir Az daha İstanbul Mu?

İzmir’i öyle bir seviyorum ki, o şehre adım attığım an adeta rahatlıyorum. Sıcak iklimi, sürekli tatlı esen rüzgarı, deniz kenarındaki kafeleri ve tabii ki bol bol çene çalan insanlarıyla adeta insanı sarıp sarmalıyor. Samsun’a geldiğimde ise… Hah! Önce bir garip hissettim. Adeta bir İzmirli olarak yabancı bir şehre gelmiş gibi oldum.

Samsun’un sokaklarında yürürken hep bir “acaba” hissi vardı içimde. Hani ilk defa tanıştığın biriyle biraz temkinli konuşursun ya, işte öyle bir durum. “Ya burada yaşanır mı?” diye düşünüp duruyorum. Denizi var, güzel manzaraları var, ama sanki her şey biraz daha sert, biraz daha hızlı. Adeta Karadeniz’in neşeli ama sert havası her an seni sarıp sarmalamak için bekliyor.

Samsun’un Havası: Düşüncelere Dalıp Gidemezsiniz!

Mesela, İzmir’de yürürken bazen aklınız dağılır, kafanızı kaldırıp saatlerce gökyüzüne bakarsınız. Fakat Samsun’da, Karadeniz’in rüzgârı yüzünüzü öyle bir çarpar ki, o kadar derin düşüncelere dalacak zamanınız bile olmaz. “Haa, denize bakıyordum ama şimdi suratımda yelken gibi kanatlar oluştu!” diye düşünmekten bir türlü kurtulamazsınız.

O rüzgar var ya, o rüzgar… Sabaha karşı uykusuz bir şekilde pencerenin kenarına uzanmış, “Şu an ne yapıyorum ben? Ne ara bu kadar büyük insan oldum?” diye düşünürken, bir anda suratınıza vuruyor. O kadar hızlı ve o kadar sert ki, adeta “İyi misin?” diye soran biri gibi. Yani, o düşünceler hemen siliniyor.

Samsun’da Trafik: “Azıcık Hızlı Gitsin!”

Evet, burada da bir şeyler var ama… O “biraz daha sakin olsan” düşüncesi, trafiğe her adım attığımda yeniden kabus gibi geri geliyor. Ne zaman İstanbul’dan gelen biriyle muhabbet etsem, “Ayy Samsun trafiği çok kötü ya!” diyorlar. Ben de onlara “Samsun’da trafik mi var?” diye soruyorum. Sonra bir bakıyorum ki, 2 dakika sonra ana caddelerdeki insanlar adeta Formula 1 pisti gibi araçlarını sürüyorlar. Neredeyse kasisten atlamak için hızlanıyorlar!

“Buna kim dur dedi ki?” dediğiniz anda, bir an kafanız karışıyor, çünkü gerçekten o kadar hızlı giden araçlar var ki, ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Dönüşlerde de yavaşlamak isteyen araçlar yok, “Samsun’da hız sınırı ne ki?!” diyen bir halk var.

Samsun’da Yemek Kültürü: İzmirlilikle Karadeniz’in Karması

Bir İzmirli olarak yemek kültürüm tabii ki zeytinyağlılarla, börülcelerle, tatlılarla şekillenmiş. Ama Samsun’a geldiğimde bir garip oldum. Evde yemek yaparken en fazla evde kurabiyemi yanına koyarım, burada ise börek, lahmacun ve kuymak! Kuymak nedir diye sordum, herkesin gözünde o kadar büyük bir saygı var ki!

“Neden kuymak bu kadar önemli?” sorusunun cevabını ararken bir arkadaşımın bana dediği şey hâlâ kulaklarımda çınlıyor:

“Samsun’un özüdür kuymak, öyle her sabah kahvaltısında o kadar zevkle yenir ki, kimse “Sana bir börek getireyim mi?” diyemez, herkes kuymak ister!”

İzmirli olarak düşündüm, “Peki ben kahvaltıda kuymak yerken ne yapacağım? Çayımı içip, biraz simit yerim. Çayını yudumlayan İzmirli, kuymak yiyen Samsunlu!” dedim ve biraz da kıskandım.

Bir İç Ses: “Samsun’da Yaşanır Mı?”

İçimde bir düşünce var: “Samsun’da yaşanır mı?” Yani, her sabah tramvaya bindiğinizde, kafanızı kaldırıp birkaç saniye boyunca “Samsun’un havası nasıl?” diye düşünürken, başka bir trende karşınıza çıkan biri, “Bak şimdi, burası Karadeniz!” dediğinde bir an o şehre ait oluyorsunuz.

İç Sesim: “Beni niye şehri sorguluyor gibisin? Burada yaşadığın yerin doğru olup olmadığıyla ilgili sürekli kafa mı yoracaksın?”

İşte bu tür anlar hayatın en gerçekçi yanlarından birini açığa çıkarıyor. Gerçekten Samsun’da yaşanır mı? Gerçekten burada mutluluğun anahtarı nedir? Tabii ki her şehirde olduğu gibi Samsun’da da kendinizi bulabileceğiniz bir köşe, bir yer var. Fakat bazen düşünmek, bazen biraz da duygusal olarak kimseye açılmamak gerekiyor. Ama bir şehir varsa, insanın kalbini bulup neşelendirirken aynı zamanda düşündüren, o şehir Samsun’dur.

Samsun’da Yaşamanın Sonunda Buldum: ‘İzmirli Olmak Yetmez, Yavaşça Karadenizli Olmak Gerekiyor’

Samsun’da yaşamak, tam anlamıyla İzmirli olmakla kıyaslanamaz! Evet, her şeyin başı deniz, ama Samsun’u, Karadeniz’i kabul etmek… İçinden geçmek, köyleri gezmek, orada bir ekmeği “güzelce” yavaşça yemek bir başlangıçtır. İzmirli olduğum için hep sakin olmayı ve her şeyin keyfini çıkararak yaşanmayı severim ama bir Samsunlu olmanın avantajı bambaşka. Eğer biraz daha sert ve sağlam bir şekilde yaşamaya hazır hissediyorsanız, Samsun’da yaşanabilir.

Sonuçta, sadece İzmirli olmak yetmiyor, biraz da Karadenizli olmak gerekebilir. Bu durumda, hem İzmirli hem de Karadenizli olmak, bir bakıma her iki dünyanın en güzel taraflarını da taşıyor demektir.

Bunu Okuduktan Sonra Ne Düşünmelisiniz?

Evet, hala kafa karıştırıcı bir soruya dönüşmüş olabilir: “Samsun’da yaşanır mı?” Kişisel deneyim ve şehirdeki yaşam tarzı her insan için farklı olabilir, ama kesin olan bir şey var ki, buradaki yaşamak, hayatı görmek ve tadını çıkarmak, bir yandan eğlenceli, diğer yandan da düşündürücü bir deneyim!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişbetexper.xyz